ANTİK KENTLER

Alanya’nın doğu batı ekseninde birçok antik kent kalıntısı vardır. Bir kısmı kıyıda, bir kısmı sarp yamaçlarda kurulmuş kentler Pamfilya ile Kilikya bölgesi kentleridir. Kalıntılar, bölgelerin karakteristik özelliklerini yansıtır. Alanya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen taştan yontulmuş kül kutuları Kilikya bölgesinin ölü gömme kültürünü yansıtır. Ören yeri olarak koruma altında tutulan ve bazılarında kazı çalışmaları devam eden antik kentlere giriş ücretsizdir.


COLYBRASSUS
Alanya’nın 30 kilometre kadar kuzeybatısında ve Toroslar’da Roma döneminden kalma bir kenttir.

Çevreye dağılmış durumdaki çok sayıda yazıt, kent tarihine ilişkin önemli bilgiler içermekle birlikte ayrıntılar henüz gün ışığına çıkmamıştır. Kaya mezarın cephesi anıtsal bir görüntüdedir. Tek mekandan oluşan mezar odasına 18 basamaklı bir merdivenle çıkılır ve girişin üstü basık kemer şeklinde yontularak içi Medusa başı ile süslenmiştir. Antik kentin bir adı da Ayasofya’dır.

HAMAXIA
Alanya’ya 12 kilometre uzaktadır. Kentin, Roma öncesi yerleşime açıldığı sanılmaktadır.

Hellenistik dönemin özelliklerini taşıyan kentin önemli kalıntıları arasında önünde havuzu ile antik bir çeşme vardır. Yarım daire planlı, oturma sıraları halen ayakta duran ve yazıtlarla donatılmış geniş bir eksedra, dini yapı kompeksi ve nekropol kentin öteki kalıntıları arasında sayılabilir. Kentte bulunan yazıtlardan birinde haberci tanrı Hermes’in sembolü Kaduceus’un işlenmiş olması, Hermes adına bir tapınağın varlığının göstermektedir. Kent, İsa’dan sonra 2. ve . yüzyıllarda Korakesion’a (Alanya) bağlı olarak varlığını sürdüren küçük yerleşimdir.

SYEDRA
Alanya’nın 20 kilometre doğusundadır. Alanya Müzesi’nin yaptığı kazı çalışmaları sonunda kent tarihinin İsa’dan önce 7. yüzyıla kadar uzandığı sanılmaktadır.

Varlığını 13. yüzyıla kadar sürdüren kente, halen ayakta olan anıtsal kapıdan girilmektedir. Kentin çevresi surlarla çevrilidir. Doğal su kaynaklarından beslenen ve içi sıvalı su sarnıçları antik çağdan günümüze kalan yapılar arasındadır. Sportif oyun ve yarışmalarla ilgili bilgiler içeren çok sayıda yazıt kalıntısından kentin antik çağın bölgedeki önemli spor merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir. Kentin öteki mekanları arasında tapınak, tiyatro, akropol, nekropol, agora ve konut kalıntıları sayılabilir. Roma İmparatoru Septimus Severus’un İsa’dan sonra 194 yılında kente gönderdiği teşekkür mektubundan hazırlanan yazıt Alanya Müzesi’nde sergilenmektedir. İmparator, kente saldıran haydutlar ve dinsizlere karşı direnen Syedra halkını kutlamaktadır.

LEARTES
Alanya’nın 25 kilometre doğusunda Toroslar’da bir vadi ağzında yükselen yamacın eteğinde kuruludur.

Kent, antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin içindedir. İç kesimde olmasına karşın kentin limanı da vardır. Laertes’te bulunan İsa’dan önce 7. yüzyıla ait ve üç yanı Fenike dilindeki yazıt, Alanya Müzesi’nde sergilenmektedir. Kentten günümüze kalan ve Roma dönemine ait kalıntılar arasında gözetleme kuleleri, halkın agorada sohbet için kullandığı yarım daire biçiminde oturma birimi, İmparatorlar caddesi, odeon veya tiyatro; Zeus, Apollon ve Sezar adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol sayılabilir. Kent İsa’dan sonra 1. yüzyıldan 3. yüzyıla kadar en parlak dönemini yaşamıştır. Kazılar sırasında bulunan ve Alanya Müzesi’nde sergilenen bir askere ait diploma, geçmişteki yaşama ışık tutacak niteliktedir. İsa’dan sonra 138 yılına ait Pamfilya Valisi’nin adının geçtiği belgede Suriyeli bir asker 25 yıllık şerefli hizmetlerinden sonra terhis edilmekte ve kendisine Roma vatandaşlığı ile Pamfilyalı bir kadınla evlenme hakkı verilmektedir.